Sanatta Geleneğin Yeri
Bir milletin tarihi,yaşadığı hayattır.Kültürü ise tarihi içinde yaşarken edinmiş olduğu inanç ve davranış özellikleridir.Gelenek,ait olduğu toplumun yaşayış biçimidir ve ata yadiğarıdır.Kültür,geleneklerle devamlılık kazanır.Bir milletin ,yüzyıllar boyunca hayatını şekillendiren ,renklendiren adetler,gayeler,kurumlar gelenekleri ile varlığını sürdürür.Gelenekler ,toplumların geçmişten güç alarak gelişmesini,kuvvetli bir kimlik kazanmasını ve geleceğine güvenle bakmasını sağlar.
Beşir Ayvazoğlu, Gelenek ve Yenileşmeye İslam Sanatları Açısından bir Bakış başlıklı yazısında gelenek için; Bir kültürün kendini koruma refleksi ve varlığını sürekli bir yenileme bilinciyle devam ettirme gücüdür. der.
Gelenek kavramına daha geniş açıdan bakıldığında ,ait olduğu sosyal kurum ve yüklendiği görevlere göre ,gruplara ayırmak mümkündür.Mesela milletler arasındaki farkları gösteren ve kimlik belirleyen ,milli bayramlar,milli sporlar, yöresel yemekler,kıyafetler ve klasik sanatlar gibi milli gelenekler ,Mevlüt,amin alayı,çocuk iftarı ,hilye levhası gibi dini gelenekler ,belli zamanlarda tekrarlanan , olimpiyatlar, anneler günü ,sevgililer günü , örovizyon şarkı yarışması daha yaygınlaşmış gelenekler ,toplumda yerleşmiş vakıf kurumları ,aile kurumu ,nişan,düğün,doğum günü kutlamaları ,cenaze töreni gibi sosyal veya ferdi gelenekler.
Gelenek konusu daha derinlemesine ele alındığı zaman bu örnekler çoğaltılabilir.Fakat maksadımız,konumuzu fazla aşmadan ,bu kısa girişle geleneği tarif etmek ve hayatta ne kadar lüzumlu olduğunu vurgulamaktır.Toplum bir organizmadır ve onda bulunan değerler hayatiyet taşır.Cemiyetlerin gelişmesi de bu yapıya iştirak ederek olur.Bu sebeple bazı gelenekler , zaman içinde şekil değiştirmiş,esas maksadından uzaklaşmıştır.Bazıları ise ,yaşadığımız zamana göre yeniden gözden geçirilerek düzenlemeye muhtaçtır.Bunu yaparken, özünde saklanmış olan gerçek manayı gün ışığına çıkarmak,halkın yalnış yorumlarına ,asılsız yakıştırmalarına karşı uyanık olmak,böylece geleneklerin bozulup yıpranmasına izin vermemek lazımdır.
Kültürün en önemli kolu şüphesiz sanattır.Yüce bir kavram olan sanatın estetik yönü yanında sosyal yönü görmemezlikten gelinemez.Zira sanat,her ne kadar özgürce sanat için yapılsa bile görevleri arasında , bulunduğu topluluğu gerçeklerle yüzyüze getirmesi , tarihe belge niteliği taşıması gibi sosyal , politik ,kültürel ortak hedefleri bulunmaktadır.Klasik olmuş gelenekli sanatlar ,ait olduğu medeniyetin kültür miraslarıdır.Milletlerin manevi değerlerini ve tarihini sinesinde saklayarak daima canlı tutar.Bir yandan yeni sanat akımlarına kaynak teşkil ederken , diğer yandan da geçmişte kaydettiği başarı veya başarısız örnekleri ile bu yeni akımlara ölçü veya mukayese unsuru olur, yapılacak yeni çalışmalara ilham kaynağı teşkil eder.
Demek ki ; Sanatta korunması gereken kurallar değil,değerler vardır.Bu değerler ,o sanata kişilik kazandıran ,ifade üslubunu belirleyen,manasını,özünü yansıtan ,ecdat yadigarı ,değerlerdir.Milletlerin mensup oldukları kültürün,eserlerde biçim kazanması demek olan bu değerleri iyi tanımak ,sanatın gelişerek devam etmesi için şarttır. Bunları ifade etmek için kullanılan kaideler ,kalıplar,semboller,malzema ve teknikler,yaşanan devrin şartlarına ,sanat anlayışına ve zevkine göre değişebilir değişmelidir de.