Klasik Tezhipte Desen Boyama Sırası 2


Klasik Tezhipte Desen Boyama Sırası


        Hilye-i Şerif  , dört halifenin bulunduğu orta kısmının tezhiplemesindeki 1/4 paftasının desen geçirme aşamasında sırasıyla, ilk önce mat ve parlak altınlar sürülür. Daha sonra renkler ve çiçek tonları atılır. Tahrirler çekilir. Parlak altın zemin üzerine hurde rumiler yapılar. Lacivert zemin atılır. En son olarak da uçlara çiçeklerin koyu tonları sürülür.

       Desen çıkarma aşaması elbetteki zor olam kısımdır. Deseni en iyi şekilde oturtup oluşturduktan sonra geçirme ve boyama aşamasında minimum problemle karşılaşılır.Desende kullanacağınız rumi, bulut, hatai veya çiçek dağılımları ve yerleşimleri, kurallara uygun şekilde ve birbilerine orantılı bir halde olmalıdır.

Osmanlı Fermanları Dönemi Ve Tezyînâtı


RESİM   1
Cinsi           : Berât
Dönemi        : III. Selîm
Tarihi          : h.29.06.1204 / m.16.03.1790
Yazı Çeşidi   : Berâtın ilk satırı celî dîvânî, diğer satırlar ise dîvânî hat ile yazılmıştır. 7 satırdır.
Ebadı         : 61×132,5 cm.
Tuğrası ve Tezyînâtı : Tuğra, yeşil (Neftî) mürekkeple çekilmiş olup, altınla tahrîrlenmiştir. :ç beyze, kırmızı zemin üzerine altın, sere kısmı ise sâde zemîn üzerine kırmızı, negatif motiflerle, diğer kısımlar ise, hataî kompozisyonu, şîkâf tarzında tezyîn edilmiştir. Tuğranın üst kısmındaki şemse, aynı şekilde tezyîn edilmiş olup, zemînî bir çeşit lâcîvert ile doldurulmuştur. Hatt-ı hümâyûn kısmı, altın dendanlarla çevrilip, dış kısmı degrade boyanmış yapraklarla ve renkli goncalarla, iç boşlukları ise sâde zemîn üzerine sıvama altın hatâî dallarıyla tezyîn edilmiştir. Zemin iki pervaz ve kalınca bir altın cedvelle çevrilmiştir. Çerçevesindeki yarım goncaların çanak yaprakları, sıvama altın olup, turuncu ile gölgelendirilmiştir. Siyah ve beyaz olmak üzere iki tahrir vardır. Desen, kırmızı-mavi tığlarla çevrelenmiştir. Hayat ağacının her iki tarafında, simetrik halkârî çalışma yer almıştır. Davet (dua) cümlesi ve yazıların üstü, hançer biçiminde, mahall-i tahrîr ise, kandil veya sürahi şeklinde zerefşânlıdır. Fermanın satır aralarına ve duâ cümlesinin üst tarafına yapılan altın noktaların içine muhtelif desenler yapılmıştır. Bunlar, merkezî hatâî, geçme, pars beneği ve hatâî dalları şeklindedir. Şikâf tarzında bezenmiştir. Yazıda kırmızı ve altın mürekkep kullanılmıştır.
Gördüğü İşlem : Tuğranın sağ tarafında, Pâdişâh’ın el yazısıyla, ‘’Mücebince amel oluna.’’, (Gereği yapılsın) ibâresi bulunmaktadır. Sol alt köşede, berâtın yazıldığı yerin kaydı vardır.
Konusu          : Sarây-ı Atîk Teberdârânı Vekilharcı İbrahim’in, kitâbet görevini, kendi isteğiyle bırakmış olduğundan, bu görevin es-Seyyid el-Hâc Yunus’a verilmesine dâir.

RESİM 2
Cinsi          : Berât
Dönemi       : III. Selîm
Tarihi         : h.24.05.1205 / m.29.01.1791
Yazı Çeşidi : Berâtın ilk satırı celî dîvânî, diğer satırlar ise dîvânî hat ile yazılmıştır. 16 satırdır.
Ebadı         : 50,5×151,5 cm.
Tuğrası ve Tezyînâtı : Altınla çekilen tuğra siyah tahrîrlidir. Boşlukları, zemîn renginin daha koyu tonuyla yapılmış negatif motifli kompozisyonlarla  tezyîn edilmiştir. Zemîn renkleri açıklı-koyulu (gölgeli) sürülmüştür. Hayat ağacının halkârî tezyînatı simetriktir. Tuğranın üst kısmındaki tepelik formu içinde, kapal form ve hatâi helezonundan müteşekkil klasik tezhib yer almıştır. Etrafındaki yarım goncaların çanak yaprakları renkli halkâr, taç yaprakları sıvama altındır. Şemseler içindeki natüralist çiçekler ve buketler, zer-endûd üzerine yapılmıştır. Tepede , yine halkârî çalışmışbüyük bir hatâî goncası yer almıştır. Altın cedvelin etrafı halkârî yapraklar ve renkli tığlarla bezenmiştir. Formun her iki tarafında, simetrik olarak yer almış, naturalist çiçek buketleri ve güller mevcuttur. Mahall-i tahrîr, halkârî hatâînin meşîmesi içinde yer almıştır. Satır araları, mücevher noktalıdır. Yazıda, kırmızı ve siyah mürekkep kullanılmıştır.
Gördüğü İşlem
: Sol alt köşede, berâtın yazıldığı yerin kaydı vardır.
Konusu          :  İstanbul  İspanya Orta Elçiliği’ne ikinci tercimân olarak Kostantin oğlu Aleksandro’nun tâyin edilmesine ve bütün vergilerden muaf tutulmasına dâir.

RESİM 3
Cinsi       : Ferman
Dönemi    : III. Selîm 
Tarihi      : h.Evâsıt-ı B.1209 / m.Ocak-Şubat 1795
Çeşidi      : Ferman , dîvânî hat ile yazılmıştır. 9 satırdır.
Ebadı       : 53×76,5 cm.
Tuğrası ve Tezyînâtı: Tuğra, altınla çekilmiş olup siyahla tahrirlenmiştir. İç beyze, altından negatif çiçeklerle, taht bölümü yaprak ve gonca motifleriyle tezyîn edilmiştir. Diğer kısımlar, hatâyî kompozisyonlu klasik tezhîbdir. Tuğraların üzeri, dendanlarla kapatılmıştır. Mahall-i tahrîrin boşlukları, altından negatif motiflerle, etrafı şikâf yapraklarla tezyîn edilmiştir. Satır aralarına, helezonî ve şeşhâne noktalar  yapılmıştır. Yazıda siyah mürekkep kullanılmıştır.
Gördüğü İşlem :  Sol alt köşede, fermanın  yazıldığı yerin kaydı vardır.
Konusu          : İstanbul Fransa Elçiliği Tercümânı Simon’un oğlu olan Bedros’un bütün vergilerden muaf    tutulmasına dâir.

RESİM 4

Cinsi         : Berât
Dönemi      : Abdülaziz
Tarihi        : h.18.03.1290 / m.16.05.1873
Yazı Çeşidi : Berâtın ilk satırı celî dîvânî, diğer satırlar ise dîvânî hat ile yazılmıştır. 24 satırdır.
Ebadı        : 56,5×77,2 cm.
Tuğrası ve Tezyînâtı : Altınla çekilmiş tuğra, güneş ve yıldızlarla çevrilmiştir. Üst köşelerde, birer hîlâl bulunmaktadır. Türk rokokosu üslûnuyla yapılmış bordürde, sarı ve yeşil altın kullanılmıştır. Yazının sol kenarında, stilize yapraklar ve alt kısmında yıldızlar yer almıştır. Teztînâtın tamamında sarı ve yeşil altın kullanılmıştır. Yazıda, kırmızı, siyah ve altın mürekkep kullanılmıştır.
Gördüğü İşlem : Sol alt köşede, berâtın yazıldığı yerin kaydı vardır.
Konusu          : Edirne ve tevâbi’i Metropolidi Krilos’un azliyle yerine Râhib Deponiyos’un tâyin edilmesine ve görevlerine dâir.

 Kaynak : Osmanlı Fermanları

Mehmet Karamemi Hakkında Bildiklerimiz


         Kanuni Divanını tezhib ve tezyin ettiği sene: 973
         Alinin Menakıbı Hünerveranındaki kayıt. Buna dayanarak Üstad Tahsin Özün ismini vermesi.
         Kanuni Sultan Süleyman ( Muhibbi ) divanında iki mütevazi imzası.
         Kanuni Sarayı Nakışhanesini baş ustası olması.
         Hassas, içli ve sanatta tenevvü  seven olgun bir iç varlığı.
         Saraydaki Nakışhanede beraber çalıştığı bir oğlu.

Mehmet Karamemi ve Saraydaki Nakışhanenin Kadrosu

         Arayan bulur derler. Aramaya lüzum görmeden, eskilerini bulup öğrendiklerini tekrar etmek tenbelliği, bizleri peşin hükümcü yapmış. ” Ne yazık ki vesika yok, diye  boyun bükmekle yetiniyoruz.” Halbuki işte arayan buluyor.
       Arkadaşım Kemal Çığ, Karamemiye merak sardığımı duyunca, bana bir yeni ve değerli vesika gösterdi: Topkapı Sarayı Müzesi arşiviNo 9612: ” Cemaati zerduzlar” ve listenin başında ” Karamemi Nakkaş başı yirmi beş buçuk akçe ” cümlesi 25,5 akçe, aldığı yevmiye olacaktır. Diğer sanatkar arkadaşlar ve şakiretleri sıra ile zikrediliyor : Üveys Bin Ahmet 14. (ölmüş), Mustafa Buğdan 14. Ali Bin Bayram 8. Mehmet Bin Abdürrahman 6,5. Hasan Bin Hızır 7,5. Mustafa Bin Yusuf 5,5. ” Ulefesine gelmediği kayıtlı.” Cafer Bin Çelebi Şerif 8,5. Yusuf Rumi 11. Ahmet Bin Kasım 6,5. Ferhat bu sene 9,5. Mehmet Bin Hasan 5,5. Kasım Arnavut 3. Bini Karamemi 10. Ali Birader Abdülkerim Şakird 2.
        Şakirdanı Mezkureyn: Hüseyin Macid şakirdi Beşaret 1. Akçe, İlya bu sene şakirdi Kasım 11 akçe . Yusuf bu sene şakirdi Beşaret 2 akçe.
        Cemaaati ehli hiref vacibi Muharrem ve Rabiülevvel sene 952. 
        Cemaati Nakkaşan, Bölükü Rumiyan: Şahkulu Bağdadi Ser bölük 25 akçe, Hasan bin Mehmet 22 akçe, Durmuş bin Hayrettin 16,5 akçe, Ahmet Firuz bey 16 akçe, ayrıca 20 kişi kayıtlı.

        Bu vesika bize Karameminin Kanuni Sultan Süleymanın Topkapı Sarayındaki Nakışhanesinin baş ustası olup diğer arkadaş ve şakirdlerine nazaran en fazla parayı aldığını öğretiyor. Karameminin 952 deki kadrosu 29 kişiden mürekkeptir. Bunlar arasında birisi oğludur. Bini Karamemi bu demek olmalıdır. Aynı zamanda yalnız kendisinin değil, diğer sanatkar arkadaşlarının da merakları vardır. Karamemi ve maiyyetindekiler toptan günde ”214” akçe alıyorlar. O zamanın raicine göre kıtkanaat geçinilecek bir para. Sanatı teşvik eden menfaat değil, aşk; o zaman da öyle, her zaman da.   Eğer sanatkarlarımız güzel eserler meydana koymuşlarsa bunlar sırf kendilerinin sanata bağlılık ve aşklarından doğmuştur. Çok muhtemeldir ki bununla pek  güç geçinebilmişlerdir. O günlerde de layık olmıyanlar sarayda ne fuzuli paralar alırlarmış. Ellerine az paralar geçiyordu amma, bütün sıkıntılarına rağmen, sanat heyecanıyla hayatlarının zevkini çıkaranlar da onlardı. Zira diğer yiyip içip hayatta boş geçenlerden bir şey kalmadı. Lakin bu sanatkarların müşterek eserleri meydanda. Bize kendi ruhlarının Türk inceliğini aksettirerek yine aramızda yaşıyorlar. Mutlu olmak onlara, Bahtiyarlık ta bizlere. Ruhları şad ola.

Padişah Tuğraları


        Tuğra, Türkçe’de kelime olarak padişahın ismini ihtiva eden özel bir işaret, padişahın imzası gibi anlamlar ifade eder.

       Kelimenin aslı Oğuz lehçesinde ” Tuğrağ ” olup, hükümdarın basılmış imzası demektir. Oğuz hakanları, Selçuklu sultanları ve nihayet Osmanlı padişahları tuğrayı kullanmışlardır.

       Osmanlı belgelerinde kullanılan ve Arapça’da ”remiz,imza” anlamlarındaki ”tevki” kelimesi ile keza Farsça’da yine aynı anlamlarda ki ”nişan” kelimesi, tuğra ile müteradif olup, ”Tevk-i Hümayun”, ”tevk-i refi”, ”nişan-ı serif-i alişan-ı sultani” gibi tabirlerin hepsi de tuğra demektir.Ferman, berat, menşur vesair belgelerde kullanılan ” alamet-i şerife ” tabiri de tuğrayı ifade etmektedir. Tuğrayı çekene ” Tuğrai”, ”Tuğra-keş”, ”Tevki’i” veya ”Nişancı” denilirdi.

        İlk defa tuğranın Orhan Bey tarafından kullanıldığı bilinmektedir. İlk tuğralarda hükümdarın ismi ile babasının ismi yer almaktaydı: Orhan bin Osman, Murat bin Orhan, Emir Süleyman bin Beyazid gibi. I.’Mehmed’den (Çelebi) itibaren ”Han” sıfatı da ilave edilmiş ve II.Murad’dan itibaren ” Muzaffer daima ” veya ” el-Muzaffer daima ” dua cümlesi de tuğralarda yer almıştır.

        Osmanlı Devletin’de, padişahların isimlerini ihtiva eden tuğra, arma olarak kullanıldığı gibi, berat ve fermanlar da zamanla sikkeler, resmi abideler, posta pulları, damgalı resmi evrak ile kontrol damgası olarak altın ve gümüşten mamul eşya üzerine koyulmak suretiyle umumileştirilmiştir.

        Tuğra Osmanlı padişahlarının bir çeşit imzasıdır. Osmanlı devletinin kuruluşundan başlayarak yıkılışına kadar hiç önemini kaybetmeden çok değişik yerlerde kullanılmış, hat ve tezhip sanatının bir kolu olarak  da gelişme göstermiştir. Ferman, berat, vakfiye gibi yazılı belgelerin baş kısmına konulan tuğralar zamanla daha da yaygınlaşarak kitabeler, paralar, pullar, mühürler, abideler ve harp gemileri üzerinde de kullanılmaya başlamıştır. Bir padişahın tuğrası, padişah olduğu gün ona gösterilen örnekler arasından birisini seçmek suretiyle tespit edilir. Saltanatı süresince tuğranın metni ve istifi hiç değiştirilmez.

      Anıtsal bir Sultan III.Murat tuğrasıdır. Tuğranın araları ve beyzeler tezhiplidir. Beyaz kağıt üzerindeki eser kısmen yıpranmıştır. 16. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan çiçekli üslubun güzel bir örneğidir. Süslemesinin Karamemi’nin eseri olduğu kesin gibidir. Dönemin özelliği olan tuğrakeş üslubunda ayrıntılarda dikkati çeker. Beyzelerde bahar açmış ağaç, gül ve lale işlenmiştir. Aralarda ise altın zemin üzerinde lale, karanfil,gül,hatmi ve sümbül yer almaktadır.

                                                          

Desen Çizme ve Boyama Tekniği


         Serbest tasarımda oluşturulan bir damla formundan yola çıkarak ” A Simetrik ” bir kompozisyon çizilmiştir. Başlangıç noktası yaprak yığınlarıyla başlayıp, kurallara uygun şekilde ” S ” helezonlarıyla diğer bütünler oluşturulur. Yönlü ve Merkezsel hatayileri kullanarak eşit aralıklarla dengeli bir dağılım yaparak, en son dişli yapraklarla da süslenerek tamamlanır.

         Boyama işlemine başlamadan önce kullanacağımız kağıdı, yapacağımız desenin renklerine uygun olarak tercih ederiz. Deseni, uygulayacağımız kağıda geçirdikten sonra, boyama işlemine altın veya yaldız boya kullanarak,  yaprakların uçlarına, sulandırma tekniği ile ton atarak başlarız. Bu işlemi yaparken dikkat etmemiz gereken çok önemli bir husus şudur; yapraklara sürdüğümüz sulu altın veya yaldız dengeli olmalı, çok koyu olursa uçlarına atılan ikinci koyu ton hem belli olmaz hemde açıktan koyuya dengeli bir geçiş sağlanmamış olur. Daha sonra çiçeklerimiz için bir sıcak bir soğuk (pembe – mavi veya turuncu yeşil) olmak üzere iki renk seçip, zemine sulu (açık)  ve uçlara koyu ton atılarak boyamaya başlanır. Ton atma işlemleri bittikten sonra, çiçek renkleri kendi koyu tonları ile kontürlenir. Yapraklarda , koyu bordo, kahverengi veya yeşil tonlarından istenilen bir renkle kontürlenir.

Tezhip Sanatında Çiçek Tarama Tekniği


  Tezhip sanatında, çiçeklerde birçok boyama çeşitleri vardır. Bunlardan biride tarama tekniğidir. Tarama tekniğini uygulamaya karar verdiğimiz çiçek desenimizi öncelikle bir eskize çizdikten sonra, paspartu yada aharlanmış bir kağıdın zeminie geçiririz. Daha sonra renklere karar verir ve diğer boyama tekniğinden biraz farklı olmak üzere biraz  daha sulu ve açık tonda tek kat sürülerek motifimize zemin rekleri atılır. Zemin renkleri oluşturan ana renklerin, bir ton koyusu  ile en ince fırçamız yardımıyla ve  kıvrak bilek hareketleri ile aynı yöne doğru en ince şekilde taranır. Bir sonraki aşamada biraz daha koyu ton ile daha dip tarafları koyultularak taranır ve uçtan dibe, açıktan koyuya tonlama ayarlaması yapılır. Böylece motifimizi doğadan stilize edilmiş çiçeklere benzetmeye çalışıyoruz. En son işlem olarak da kendi tonlarından kontür çekilerek çiçeğimizin boyama işlemi bitirilir. Anlatmaya çalıştığım tarama tekniğinin en temel formu aşağıdaki örnekte  görülmektedir.

Not: Boyama, Tarama yada her hangi bir konuda sorularınız olursa cevaplamaktan memnuniyet duyarım.

tarama

Tezhip Sanatında Çiçek Boyama Tekniği


        Çiçek boyamaya başlarken üç ton boya hazırlanır, en açık zemin tonu ile beraber dört ton olur. İlk önce en birinci işlem olarak açık ton zemin atılır. Daha sonra sırayla en açıktan koyuya doğru birer milim bıraka bıraka içeri girilerek boyalar sürülür. Bu kat kat boyama şekline  ”Degrade” tekniği denir. Sürme işlemleri bittikten sonra çiçeklerin tomurcuk kısımlarına en koyu tonlarından tohum tarzı noktalar konabilir. Ayrı bir güzellik oluşturur. Aşağıdaki örneklerde de olduğu gibi görülmektedir.

boya

Çiçekler ve tomurcukları oluştururken farklı adımların gösterimi