Desen Tasarımları


Desen Çizme ve Boyama Tekniği


         Serbest tasarımda oluşturulan bir damla formundan yola çıkarak ” A Simetrik ” bir kompozisyon çizilmiştir. Başlangıç noktası yaprak yığınlarıyla başlayıp, kurallara uygun şekilde ” S ” helezonlarıyla diğer bütünler oluşturulur. Yönlü ve Merkezsel hatayileri kullanarak eşit aralıklarla dengeli bir dağılım yaparak, en son dişli yapraklarla da süslenerek tamamlanır.

         Boyama işlemine başlamadan önce kullanacağımız kağıdı, yapacağımız desenin renklerine uygun olarak tercih ederiz. Deseni, uygulayacağımız kağıda geçirdikten sonra, boyama işlemine altın veya yaldız boya kullanarak,  yaprakların uçlarına, sulandırma tekniği ile ton atarak başlarız. Bu işlemi yaparken dikkat etmemiz gereken çok önemli bir husus şudur; yapraklara sürdüğümüz sulu altın veya yaldız dengeli olmalı, çok koyu olursa uçlarına atılan ikinci koyu ton hem belli olmaz hemde açıktan koyuya dengeli bir geçiş sağlanmamış olur. Daha sonra çiçeklerimiz için bir sıcak bir soğuk (pembe – mavi veya turuncu yeşil) olmak üzere iki renk seçip, zemine sulu (açık)  ve uçlara koyu ton atılarak boyamaya başlanır. Ton atma işlemleri bittikten sonra, çiçek renkleri kendi koyu tonları ile kontürlenir. Yapraklarda , koyu bordo, kahverengi veya yeşil tonlarından istenilen bir renkle kontürlenir.

Desen Çizme Tekniği (Usulü)


           Tezyini sanatlarda yıpranmış, harap halde bulunan öyle eserler vardır ki, bunlar desenleri sayesinde asırlara meydan okuyarak önemini korumaktadır. Türk’ün bezeme sanatında, deseni bu kadar kıymetli yapan şey nedir ? Asırların eleğinde elenerek kabul görmüş, desen tasarımındaki ortak prensipler nelerdir ? Bu soruşarın cevabını arayarak, tezyini Türk sanatında, klasik üslupta desen çüzmenin usulünü sırasıyla gözden geçirelim.

         BEZENECEK ALAN SINIRININ ÇİZİLMESİ

       Tasarıma başlarken ilk iş, desenin yer alacağı alanların sınırlarını çizerek şeklini belirlemektir. Mesela tezyin edilecek eser celi bir levha ise, önce yazı kuralına uygun şekilde kesilerek murakka gerilir. Yazıyı çerçeveleyecek cetvellerin, arasuyunun kalınlığı, sayısı, varsa iplik veya kuzunun yerleri ile en dışta yer alacak alan kenar suyunun kalınlığı seçilerek işaretlenir. Böylece bezenecek alanların son şekli net olarak ortaya çıkar. Sonra  bunlara uygun desenler düşünülür.
        Zira tezyini sanatlarda hiç unutulmaması gereken önemli noktalardan biri, bezenecek yere göre tasarımın yapılmasıdır.Çünkü bezenecek nesnenin özellikleri, bulunduğu durum ve süsleme maksadı dikkate alınarak desen tasarlanır. Zaman zaman şahit olunduğu gibi, hazır boş bir çerçeve içine eldeki yazıyı oturtmak usule uygun değildir. Çünkü bu tutumla gereken ölçüleri tutturmak, her zaman mümkün olmaz.

          SİMETRİ EKSENLERİ ÇİZİLMESİ VE PAFTALARA AYRILMASI

       Paftaları ayıran sınır çizgisi, mutlaka başlayıcı motiflerle gizlenir. Mesela iplik denilen ince bir şerit, ayırma rumi, dolantı bulut, sazyolu üslubunda yapraklar ve yapraklar sırtını dayamış, küçük hatayi grubu motifler, desen içinde bu görevi yerine getiren unsurladır.
       Aynı desen bu birleştirici motiflerden bir veya birkaç çeşidi kullanılabilir. Önemli olan bu motiflerin, paftalar arasında şekil ve renk bakımından ahenkli ve güzel bir geçiş sağlaması, eserin bütünlüğünü korumasıdır. Şayet bu bağlayıcı motifler kullanılmadan, paftaların sınırı sadece bir çizgi şeklinde bırakılırsa, Muhsin Demironat Hoca’nın tabiri ile; ” Desen yamalı bohçaya benzer ve motifler ne kadar güzel çizilirse çizilsin sakil bir görünüş arzeder.” demiştir.

” Serlevha ”


15.Devlet Türk Süsleme Sanatları Yarışmasına Katılan; ” Serlevha ” eserimin resmi ve detayları.

Yaprak Motifleri


        Tezyini sanatlarımızda yaprakların da oldukça önemli bir yeri vardır.
        Süsleme amacı ile tabiat unsurları ele alınırken çok tabii olarak yapraklar da ihmal edilmemiş ve bu alanda büyük üsluplaşmalar meydana getirilmiştir.
         Bu üslupların arasında kuşkusuz en önemlisi İstanbul Topkapı  Sarayın’da 16. yüzyılda ressam Şah Kulu tarafından geliştirilen ‘Saz Yolu’dur.
      Kırık, kıvrık ve birbirlerini delerek geçen bol dilimli şekilleri ile Osmanlı süsleme sanatının son dönemlerine kadar bütün bezeme alanlarında uygulandığı görülür.
      Yine 16.yüzyılda Müzehhip Kara Memi tarafından Meydana getirilen natüralist süsleme üslubunun çeşitli örneklerde ise çizilen her çiçek yaprağının tabiata ters düşmeyecek bir anlamda ele alınmasına özellikle özen gösterildiği görülmektedir.
       Bu nedenle bir dönemin süslemelerinde, gülden bir lale yaprağının veyahut laleden gül ve sümbül gibi başka bir çiçek yaprağının çıktığı genellikle görülmez.
       Bu dikkat ve uyum 18.yüzyılda ”Şüküfe ” tarzı denilen üslubun bütün ürünlerinde çok daha kuvvetle kendini göstermektedir.

Tezyini Sanatlarda Desenin Önemi


         Genel olarak bir sanat eserinin var oluş merhalelerinden sonra, tezyini sanatlarda desen çiziminin önemi ve üsulu, bu bölümün ana konusunu teşkil etmektedir.İlk olarak desenin önemi üzerinde durarak bazı kesimlerin, bilerek veya bilmeyerek bu sanatlar ile ilgili, yadırgadığımız tezlerine ve sanata gönül vermiş kimselerin bazı hatalı tutumlarına açıklık getirmek istiyoruz.
      Değerli hocamız Rikkat Kunt (1903-1986), bir dersinde, ” Desen sanatin namusudur.” demişti. Kanaatimizce, Rikkat Hanım bu sözü ile sadece tezyini sanatlarda desen tasarımının önemini veciz bir şekilde vurgulamakla kalmıyor, aynı zamanda konuya gereken titizliği göstermeyip, emanet veya devşirme desenler ile eser verenlere seslenerek, ” Klasik bezeme sanatımız, iddia edildiği gibi tekrardan ibaret değildir. Klasik üslubu içinde, yeni düşünce ve terkiplere açıktır. Bütün klasik sanatların eğitiminde olduğu gibi bu sanatın eğitiminde de, sanatın geçmişini ve geleneklerini tanımak gerekir. Fakat altına imza atılan eserin, işliği kadar tasarımının da yapana iat olması şarttır.” demek istiyor. 
         Süheyl Ünver (1898-1986) Hoca’mız ise Türk süsleme sanatlarımız hakkında şöyle demektedir ; ” Türk Tezyinatı göz musikisidir, onun da notası vardır. Bu notaları bilmeyen göz bakar, fakat eseri okuyamaz ve o eserden birşey anlayamaz.”
          Yine değerli Hoca’mız müzehhip Muhsin Demironat (1907-1983) , desen çizimini anlatırken : ” Kompozisyon hazırlamayı nasıl öğreneceğiz dersek, bunun iki yolu vardır.Birincisi, motif bilgisi ve desen çizme tekniğini iyi bir ustadan öğrenmek, ikincisi, göz eğitimi için çok görmek, el eğitimi için çok çizmek. Her ne kadar sanatta kabiliyet ve azim ön planda gelirse de, kendi kendine yetişmek ile bir üstad görerek yetişmek arasında, çok büyük fark vardır.” derdi.
         Tezyini sanatları büyük fedakarlıklarla günümüze taşıyan, bu alanda selahiyetli hocalarımızın konuya bakışları ve gösterdikleri hassasiyet, desen tasarımının önemini gözler önüne sermektedir. Onun için bu sanatları, zirvede olduğu devirler esas alınarak klasik şekliyle incelemek, adeta yeniden keşfeder gibi özüne inerek mana ve ruhunu anlamak, desen çizme tekniğini öğrenebilmek için ilk en önemli adımdır. Müzehhep yazmaların, celi levhaların ve bütün tezyin edilmiş eşyanın taşıdığı sanat değeri, öncelikle desen tasarımındaki başarı ile ölçülür.

  • Kaynak : Desen Tasarımı – İnci A. BİROL

Türk Tezyini Sanatlarında Desen Tasarımı ve Çizim Tekniği İle İlgili Eski El Yazması Zahriye Örnekleri


Resim 1: İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi (Süleymaniye 1025)de bulunan yazmanın zahriye ve bir fasıl başı tezhibi.
Resim 2: İstanbul Süleymaniye Kütüphanesin’de bulunan iki yazmadan fasıl başı tezhibleri.
Resim 3 : İbni Sina’nın ”Kanun fi’t-Tıb” isimli yazmanın zahriyesi
Resim 4 : 15.Yüzyıl Herat üslübunda Şemsettin Bay Sungur’a ait Kur’an serlevha tezhibi.
Resim 5: İstanbul, Süleymaniye Kütüphanesi ( Süleymaniye 1025) de bulunan yazmanın Fatih Devri üslubundaki zahriye deseninde köşebent.
Resim 6: İstanbul, Köprülü Kütüphanesin’de bulunan, Fatih Sultan Mehmed için istinsab edilmiş Takvim-al Abad isimli eserin zahriyesinde, münhanili kenarsuyu deseni ve tığları.