Arşiv

Archive for Mart, 2010

Rumi Motifler ve Rumili Desenlerde Çizim Kuralları

19 Mar 2010 Yorum yapın

Birsen Gökçe

Türk süsleme sanatlarında kullanılan çeşitli motif türlerinden birisi olan rumiler, gerek kendi başlarına gerekse hatai gibi diğer motif türleriyle kademeli olarak uygulanıp sınırsız kompozisyon üretme olanağı sağladığından, özellikle Selçuklularda ve daha sonraki dönemlerde süslemeciliğin her dalında kullanılmışlardır.

Rumilerin pek çok çeşitleri olmasına rağmen bunları genel olarak: Yalın halde (basit rumiler); Dilimli rumiler; Hurde (içiçe, rumi içinde rumi); Piçide sencide rumi (sarılma rumi) olarak tanımlayabiliriz (Çizim 1). Bunu çok genel bir sınıflama olarak kabul etmeliyiz. Çünkü her birinin yine kendi içinde sayısız çeşitlemeleri mevcuttur. Bu çeşitlilik rumilerin gerek dış bünyelerinde, gerekse iç bünyelerindeki farklılıklarında görülür. Burada verilen örnekler sadece bu farklılığı gösterebilmek gayesiyle çok sınırlı tutulmuştur (Çizim 2)
Rumi motiflerde “kapalı from”, “agraf, düğüm, kenet, ortabağ”, “tepelik”, “spiral nokta” gibi tanımlamalar kullanılır (Çizim 3). Bu terimlerle tanımlanan motiflerin her birinin kompozisyonunda belirli görevleri vardır:

Kapalı formlar, zeminde değişik renkler uygulayabileceğimiz formlar meydana getirerek desenin zenginleşmesini sağlarlar. (Desen 4)

Düğüm, kenet, ortabağ, agraf diye tanımladığımız motifler, dal ayrımlarında ve simetrik ekseninde bitişen sapların değme noktalarına yerleştirilir. Desende açıkta kalmış uzun saplara da yine düğümler uygulanır.

Tepelikler, kapalı formların üst ve altlarında yeraldığı gibi simetri ekseninde birleşen saplara da uygulanabilirler (Çizim 3 ve Desen 4).

Spiral noktalar ise hem desendeki dengeyi temin etmekte, hem de kompozisyonu zenginleştirmekte sanatçının büyük yardımcılarıdır.

Kurallar

Türk süsleme sanatlarında kullanılan bütün motiflerde olduğu gibi rumilerle hazırlanan bütün desenlerde de belirli kurallara uyulmuştur:

Rumiler hatai motiflerle birlikte kullanıldığında iki motif türü kesinlikle aynı dal üzerinde kullanılamaz.

Her iki motifin dalı ayrıdır ve bu dallar birbirlerini alt-üst sırasıyla geçerler (Desen 4). Bir desende farklı rumi motifi kullanıldığı hallerde dahi bu kural uygulanır (Desen 5). Rumi, hatai ve bulut motiflerinin birarada kullanıldığı hallerde ise rumi ve bulut motiflerinin genellikle ayrı paftalarda bulunduğu görülür.

Hatailerde olduğu gibi rumili düzenlemelerde de dairesel ve kıvrımlı hatlar kullanılmaktadır ve bu hatlar üzerine rumiler aynı yöne olmak üzere uygulanırlar (Çizim 4, 5). Ancak simetrik düzenlemelerde ve kapalı formların altındaki tepeliklerde çıkışlar yapılması halinde bu kurala uyulmaz (Çizim 8, Desen 1, 4). Saplar üzerine birbiri arkasına yerleştirilecek rumiler arasındaki açıklık ise takriben motif uzunluğu kadardır.

Rumileri taşıyan dairesel hatların birbirleri üzerinde geçmeleri alt, üst sırasıyla olur ve bu geçişler ya saplardan ya da rumilerin sapa yakın ince kısımlarından yapılır. Rumi-sap çatışması halinde ise sap daima ruminin altında geçer (Çizim 6) ve desende iki ruminin birbirini kesmesine meydan verilmez.

Desende gerek birbirilerine değen saplar, gerekse sap ayrımları çıplak bırakılmaz, bu noktalara yerine göre tepelik, düğüm, agraf (ortabağ, kenet) yerleştirilir.

Diğer motiflerde olduğu gibi rumili kompozisyonların temelinde de geometrik düzenlemeler bulunmaktadır.** Bir desenin üzerine ince bir kâğıt koyularak kalemle o desenin iskeleti çıkarılırsa, düzenlemeyi oluşturan geometrik formlar açıkça görülebilir. Buna göre bir desenin geometrik yapısı belirlendiği takdirde o desenin iskeletini çıkarmak ve deseni istenilen boyutlarda doğru olarak çizmek mümkün olabilir (Çizim 7, 8, 9, 10, 11 ve Desen 4).

Türk süsleme tarihinde çok önemli bir yeri olan rumi motifleri ile, yukarıda kısaca açıklamaya çalıştığımız başlıca kurallara uyularak ve geometrik formlardan yararlanarak çeşitli kompozisyonlar (Desen 6, 7) yapabilmek mümkündür.

 Alıntı :http://www.turkislamsanatlari.com

Categories: Rumi, Tezhip

Anket

17 Mar 2010 Yorum yapın

Blog da tezhip sanatının hangi konuları ile ilgili ayrıntılı bilgi olmasını istediğinizi gösteren bir anketimiz var. Buradan elde edilecek bilgilere göre blog da o konular üzerine yoğunlaşılacaktır.  Hepinize teşekkür ederim.

Anket için…

Categories: Anket Etiketler:

Sergiler

16 Mar 2010 Yorum yapın

İSMEK tarafından “2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul” konulu düzenlenen branş yarışmalarında ödül alan eserler, 8 – 14 Mart 2010 tarihleri arasında Historia AVM’de sergileniyor. Sergide 10 branşta birbirinden değerli eserler yer alıyor. Bilgi için…

Kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel bir sanatı, “tezhib”i kendi bakış açısıyla yorumlayan Eda Şahan, tezhip sanatına yeniden hayat kazandırmak adına çalışmalarını sürdürüyor. 15 Mart-30 Mart arası Caddebostan Büyük Klüp Sergi Salonu’nda “Tezhip Sergisi” ile sanatseverlerle buluşacak. Bilgi için…

“Kadın insanlığın kanatlarıdır” Sergisinde Konuk sanatçılar; tezhip ve minyatür sanatçısı Taner Alakuş, hat,tezhip ve minyatür sanatçısı Tolga Ayvazlar, cam ve vitray sanatçısı İzzettin Baki, cam ve vitray sanatçısı Ülkü Baki, ressam Ethem Baymak, gazeteci,ressam ve hat sanatçısı Etem Çalışkan, tezhip ve minyatür sanatçısı Leman Dinçtürk. Bilgi için…

GAMEK Günleri Sergisi Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları (GAMEK) öğrencileri tarafından Sanko Park Alışveriş Merkezi’nde açılan el sanatları sergisi büyük ilgi görüyor. Tezhip Sanatı, Hüsn-ü Hat Sanatı, Ebru Sanatı, Minyatür Sanatı, Resim, Stilistlik, Takı Tasarımı. Bilgi için…

Categories: Uncategorized

Türk Tezhip Sanatında Süsleme Unsurları

01 Mar 2010 Yorum yapın

              Müzehhibe Dr. Hatice Aksu

Süsleme insanlık tarihinin herhangi bir noktasında ve kültür çevresinde görülebilmektedir. İlk çağlardan itibaren topluluklar halinde yaşayan insanların temel eğilimlerinden biri olan süsleme, mağara duvarlarında veya kayalar üzerinde görülmeye başlar. Çiziliş amaçları ne olursa olsun bu tutum insanların sosyal ihtiyaçlarından biri olarak görülmektedir.İnsan topluluklarının zaman içerisinde toplum, boy ve ulus olma sürecini yakalamaları,süslemeyi ülkelerin milli karakterlerini taşıyan, o ülke insanlarının kendine has zevk ve duygularının şekillenmesi olarak ortaya çıkar.

Kültür ve sanat unsurları ile birbirlerine bağlanan ve şuuruna varan fertlerin meydana getirdiği uluslar,dünya üzerinde güçlü sanat eserleri ve kültürler oluştururlar.2500 yıllık tarih devresinde Eski Dünya’nın her yerinde Türkler’in var olduğu görülür.Bu var olma yoğunluğu ve hızı eski devirlerin güç şartları içerisinde dikkat çekicidir.Altay’lardan kalkılıp diğer Türk ülkelerinin yurt edinilmesi insanlığın tarihi maceralarından biridir. Orta Asya kaynağı yeni Türk ülkeleri için bitip tükenmez bir merkez olmuş ve bu merkez asırlarca kendini oradan beslemiştir. Türk süsleme sanatının en eski örneklerini, Türklerin tarih sahnesine çıktıkları ilk devirlerden itibaren bu coğrafi konumlarda görmeye başlarız. Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu, Beylikler ve Fatih döneminin motifler ve renkler açısından olağan gelişmesinin yanısıra,Yavuz Sultan Selim (1512-1520) devri tezhib sanatında yenilik olarak, İran Seferi sırasında İstanbul’a gelen sanat­çıların, sanata yansıttıkları etkilerdir. Özellikle pars beneği (Çin temani, kaplan postu) kullanılmıştır.
Devamını oku…

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.