Desen tasarımı ve çizim üsulünün inceleneceği ikinci bölüme başlarken, ilk olarak konu ile ilgili kavramlar üzerinde durmak ve bunların lugat manalarını gözden geçirmek, konunun daha iyi anlaşılmasına yarımcı olacaktır.
Tasarımlamak, bir fikri düşünerek zihinde şekillendirmek, hayal etmektir. Bir başka deyişle, düşüncelerin, duyguların zihinde yorumlanarak biçim kazanmasıdır ki, buna tasavvur etmek de denir. Tasarlamak şse, aynı mananın günümüzde kullanılan kısaltılmış şeklidir.
Tasarım, tasarlamak işi veya tasavvur etmektir. Bir fikrin veya duygunun düşünülerek zihinde şekillenmesi veya hayal edilerek biçim kazanması demek olan tasarım veya tasavvur, sanal kavramlardır. Bir de tezyini sanat tabirleri arasında, aynı kökten gelen ve aynı manayı ifade eden, fakat sadece eski mücellidlerin klasik cilt yapımında şemse kalıplarının kap üzerine yerleştirilmesinde kullanılan taslama kelimesi vardı ki, bu deyim, klasik cilt yapımı ile birlikte tarihe karışmıştır.
Zihinde şekillenen konunun veya eserin, kağıt üzerindeki ön çalışmasına Taslak denir. Demek ki taslak, tasavvur edilerek veya tasarlanarak zihinde biçimlenerek soyut haldeki fikrin, kağıda aktarılmasıyla somut hale gelmesidir.
Günümüzde tasarım kelimesi yerine kompozisyon (terkip) de kullanılmaktadır. Ayrıca batı dillerinden Türkçe’ye giren dizayn etmek, gene aynı manaya gelmektedir. Birde son senelerde dilimize girmiş olan ve aynı manada kullanılan, kökü ve hangi mantıkla üretildiği bilimsel verilere dayanmayan, betim ve betimlemek kelimeleri çokça söylenir olmuştur.
Bir eserin tasarlanmasında iki merhala yaşanır. Birincisi, duygu ve düşüncelerin zihinde gelişerek şekillenmesi, diğeri ise bu şeklin kağıt üzerine aktarılarak gelişimini burada tamamlamasıdır. Tasarım, yaşanan bir olayın, arzu edilenin, duyguları ve düşünceri tetiklemesiyle başlar. Böylece eserin tohumu zihini ekilmiş olur. Bu tohum, aklın ve gönlüm iştiraki ile beslenerek olgunlaşır ve şekillenmeye başlar. Sanatkarın iç dünyasında fırtınalar estiren bu devrede, duyguların dizginlenerek kalıplara sokulması ve biçim kazanması müşküldür. Çünkü çok zaman insan, bunlara hükmetmekte zorlanır. Sanatkar, hayal alemi ile gerçek dünya arasında gider, gelir. Eserin, zihinde olgunlaşarak durulması için zamana ihtiyacı vardır. Bu sürede sanatkarın tasavvur hacmi sınır tanımaz. Fakat ifade gücü, ancak bilgi ve yeteneklerinin kapasitesi ile sınırlıdır.
Nihayet sükuna kavuşarak yüzünü gerçek dünyaya çeviren sanatkar,gönlünün haykırışlarını, akıl ve mantığının önderliğinde, bilgi ve yeteneğinin sunduğu kalıplarla şekillendirerek eserinin taslaklarını hazırlamaya başlar.
Bu sancılı durum, doğum yaparken kıvranan bir anne adayının, yavrusun kucağına alabilmek için verdiği mücadeleye benzer.O anda kadıncağızın tek düşüncesi, bu dayanılması zor kabz halinden kurtulmak ve yavrusuna kavuşarak anne olmaktır. Eserini tasarlamakta olan sanatkar da tıpkı bu anne adayı gibidir. Bir an evver duygularının verdiği bu kabz halinden kurtularak eserini eline almak için elinden geleni, gücü yettiği kadar yapmak. Böylece kendisi için en ideal kelimeleri, çizgileri, biçimleri, renkleri veya notaları yakalayarak eserini şekillendirmeye başlar.Fakat henüz tasarım bitmemiştir. Bunların kağı üzerine taslak olarak aktarılmasından sonra, olgunlaşması ve son şeklini alması için arayış devam eder. Tezyini sanatlarda tasarımın kağıt üzerindeki gelişme süresine demlenme süresi denir. Eser son şeklini aldıktan sonra tasarım bitmiş, desenin, yerine aktarılarak işlenmesine sıra gelmiştir. Artıl bu durumda söz sahibi sanat değildir, zanaat yani el becerisidir.
Tasarım süresince yaşanan bu merhaleler, ufak farklarla, hemen hemen bütün sanatlar için geçerlidir. Mesela bir heykeltraş, işlemek üzere seçtiği blok taşda, yapacağı heykeli gördükten sonra eline çekicini alır ve işlemeye başlar. Gene edebiyat dalında, devrinin tanınmış tiyatro yazarı Racin’e bir arkadaşı, yeni eserinin ne durumda olduğunu sorunca o da cevaben, Bitti. Sadece yazması kaldı. demiştir.
Bazen de malzeme sanatkara ilham kaynağı olur. Mesela kağıdın rengi veya dokusu, bu kağıt üzerine yapılabilecek deseni veya minyatür konusunu nakkaşın kulağına fısıldar. Bir arazinin konumu, üzerine yapılacak binanın planını çizecek mimarı yönlendirir veya terzinin elindeki kumaş, müşterisine uygun modeli belirler, Bu konuda verilebilecek örnekler pek çoktur.
Şüphesiz her sanatın bir hedefi ve her eserin gizli veya aşikar bir manası vardır. Tezyini sanatlarda desen hazırlarken varılmak istenen hedef, bir nesneyi veya mekanı güzelleştirmek, daha cazip hale sokmaktır. Bu gayret, o nesneye verilen değeri, kıymeti gösterir. Fakat bir ressam resim yaparken böyle düşünmez. Onun hedefi, bir yeri, bir olayı, veya bir şahsı anlatmak, tasvir etmektir. Ayrıca bunlarla ilgili hislerini, düşüncelerini kendi tavrı ile resmine yansıtarak insanlarla paylaşmak ister. Bir heykeltraş veya bestekar da, aynı şekilde ulaşmayı hayal ettiği hedefler ve paylaşmak istediği duygular, düşüncelerle dolar, taşar. Bunlar sanatkara aitkişisel konulardır.
Bir de milletlerin kültür coğrafyasını çizen, sanatına yön veren ve ülkenin milli kimliğini belirleyen ortak davalar, toplumsal ve sosyal değerler mevcuttur. Tarihin seyri içinde bu değerler eserler işlenirken, kullanılan milli üsluplar, klasik teknikler, gelenekler, kavramlar ve malzeme vardır. Bütün bu değerler, ait olduğu milletin varlığını devam ettiren, onu besleyen ana damarlardır. Mesela batı sanatının estetiğinde esas alınan düz ve sivri biçimler (örn.Gotik mimarisi vb.) ve sadelik, farklı inanç ve kültürlerin topluma kazandırdığı estetik ve milli zevkin eserlerde görünüşüdür. Sanat evrensel olduğu kadar, yöresel ve ferdi özellikleri de eserlerinde yansıtır. Çünkü her sanatkarın yetiştiği kültürden ve mensup olduğu ülkeden kazandığı milli bir kişiliği mevcuttur. Bu kimlik, sanatkarın yetenekleriyle birleşttiği zaman esere milli, yöresel ve şahsi özellikler katar ve bir sanat eseri böyle meydana gelir.
Bunu, yeni doğan bir çocuk gibi, ruhun bedenle birleşerek vücud bulması, varlık ve şahsiyet kazanmasına veya madde ile mananın izdivacından doğan yeni bir varlığın meydana gelmesine benztebiliriz.
Kaynak : Desen Tasarımı İnci A. BİROL